İç Güveysinden İçlice Bir Hallerdeyim Ben.
Kombimiz çalışmıyor.Evet, böyle şaraplı şiir kitaplı -ki; Birhan Keskin’in kitabıdır ve çok tavsiyedir tarafımdan- bir fotoğrafın altına, bu cümlelerle başlamak istemezdim ama gerçek bu.Günlerdir, buz gibi bir evde yaşıyorum, Ankara kışında; neden tamir olamadığı ayrı bir hikaye konusu.Neyse ki; Nihan dün gece bu sevimli ısıtıcıyı verdi bana. Sıcaklığın başına bağdaş kurmuş, mümkün olduğunca az haraket ederek yazıyorum bunları size. Ve tabii, ısınmak konusunda şarabın da katkısı büyük.Kendimi, arka sokakta paslı bir çöp tenekesi içine ateş yakmış, parmakları kesik eldiven giyen, sakallı bıyıklı şarapçılar gibi hissediyorum şu an, o ayrı tabii.Ve otururken, çok sevdiğim bir arkadaşımın bana geçen gün söylediği bir şeyi düşünüyorum. Demişti ki; "Kadın olmanın, on beş yaşına geldiğinde regl olmakla ya da bir penisin bir vajinaya girip girmediğiyle bir alakası yok. Her şey, bir dokunuş’la başlar."; ya da buna çok benzer cümlelerdi söyledikleri.O kadar haklı ki; bu saydıkları, yaratılışımız ve toplumun getirdiği birkaç küçük detay sadece. Her şeyi başlatan bir dokunuş; çok doğru bir adamla, çok doğru bir zamanda paylaşılmış küçük bir an ve değişirsiniz. Sizi yakından tanıyan insanların hemen fark edebileceği ve giderek, geçmiş özgüven problemlerinizden, çekingenliklerinizden kurtulup, "ayakları yere sağlam basan" bir insana dönüştüğünüzü söyleyecekleri bir değişim.O dokunuşun sahibi adam, belki ilk seviştiğiniz adamdır, ilk kendinizi boyasız, makyajsız, kıyafetlerden ve göstermelik ne varsa ondan arınıp gösterdiğiniz adam ya da belki daha fenası, dağılmış rujunuz, akmış göz kaleminiz ve yorgun gözlerinizle. Ve sonraları, belki çok daha güzel sevişmeleriniz olur, eğer normal bir hayatınız varsa, olacaktır da zaten.Ve o adama dair andığınız en güzel şey, kesinlikle o sevişme olmaz; yine o "dokunuş" gelir aklınıza, sizi bir kadına dönüştüren o dokunuş.Saçlarınızda hissetmişsinizdir belki onu, belki dudaklarınızda ya da göğüslerinizde, fark etmez; sonuçta, bilirsiniz.Genlerinize, tek hücreli bir varlık olduğunuz o ilk salisede yüklenmiş olan bir çift X kromozomunun ifade ettiği anlama kavuşmuşsunuzdur, yıllar sonra. Hikayeniz ne şekilde bitmiş olursa olsun; o adama çok şey borçlusunuzdur, mutlu olsun istersiniz, size çok değerli bir şeyi kazandırmıştır çünkü.Ve, birçok kadın vardır eminim bu dünyada, genç bir kız ve peşine hemen anne oluvermiş; fakat, o dokunuştan ve kadın oluştan bihaber.Yanlış sevilmiş, eksik dokunulmuş kadınlar.Bu gece, onların şerefine içiyorum ve bir de tüm "diskonnektus erektus”ların.* Ve içerken de bir şarkı dinliyorum.

Kombimiz çalışmıyor.
Evet, böyle şaraplı şiir kitaplı -ki; Birhan Keskin’in kitabıdır ve çok tavsiyedir tarafımdan- bir fotoğrafın altına, bu cümlelerle başlamak istemezdim ama gerçek bu.
Günlerdir, buz gibi bir evde yaşıyorum, Ankara kışında; neden tamir olamadığı ayrı bir hikaye konusu.
Neyse ki; Nihan dün gece bu sevimli ısıtıcıyı verdi bana. Sıcaklığın başına bağdaş kurmuş, mümkün olduğunca az haraket ederek yazıyorum bunları size. Ve tabii, ısınmak konusunda şarabın da katkısı büyük.
Kendimi, arka sokakta paslı bir çöp tenekesi içine ateş yakmış, parmakları kesik eldiven giyen, sakallı bıyıklı şarapçılar gibi hissediyorum şu an, o ayrı tabii.

Ve otururken, çok sevdiğim bir arkadaşımın bana geçen gün söylediği bir şeyi düşünüyorum. Demişti ki; "Kadın olmanın, on beş yaşına geldiğinde regl olmakla ya da bir penisin bir vajinaya girip girmediğiyle bir alakası yok. Her şey, bir dokunuş’la başlar."; ya da buna çok benzer cümlelerdi söyledikleri.
O kadar haklı ki; bu saydıkları, yaratılışımız ve toplumun getirdiği birkaç küçük detay sadece. 

Her şeyi başlatan bir dokunuş; çok doğru bir adamla, çok doğru bir zamanda paylaşılmış küçük bir an ve değişirsiniz.
Sizi yakından tanıyan insanların hemen fark edebileceği ve giderek, geçmiş özgüven problemlerinizden, çekingenliklerinizden kurtulup, "ayakları yere sağlam basan" bir insana dönüştüğünüzü söyleyecekleri bir değişim.
O dokunuşun sahibi adam, belki ilk seviştiğiniz adamdır, ilk kendinizi boyasız, makyajsız, kıyafetlerden ve göstermelik ne varsa ondan arınıp gösterdiğiniz adam ya da belki daha fenası, dağılmış rujunuz, akmış göz kaleminiz ve yorgun gözlerinizle. Ve sonraları, belki çok daha güzel sevişmeleriniz olur, eğer normal bir hayatınız varsa, olacaktır da zaten.
Ve o adama dair andığınız en güzel şey, kesinlikle o sevişme olmaz; yine o "dokunuş" gelir aklınıza, sizi bir kadına dönüştüren o dokunuş.
Saçlarınızda hissetmişsinizdir belki onu, belki dudaklarınızda ya da göğüslerinizde, fark etmez; sonuçta, bilirsiniz.
Genlerinize, tek hücreli bir varlık olduğunuz o ilk salisede yüklenmiş olan bir çift X kromozomunun ifade ettiği anlama kavuşmuşsunuzdur, yıllar sonra.
Hikayeniz ne şekilde bitmiş olursa olsun; o adama çok şey borçlusunuzdur, mutlu olsun istersiniz, size çok değerli bir şeyi kazandırmıştır çünkü.

Ve, birçok kadın vardır eminim bu dünyada, genç bir kız ve peşine hemen anne oluvermiş; fakat, o dokunuştan ve kadın oluştan bihaber.
Yanlış sevilmiş, eksik dokunulmuş kadınlar.
Bu gece, onların şerefine içiyorum ve bir de tüm "diskonnektus erektusların.

* Ve içerken de bir şarkı dinliyorum.

  1. morcekyat reblogged this from icguveysindeniclice
  2. seylerarasiyolculukterminali reblogged this from icguveysindeniclice